Kullanıcı Adı :
Şifre              :

Beni Hatırla :

Bize Katılın Şifremi Unuttum

 

UNUTTUK UNUTUYORUZ

Balık suda iken suyun değerini bilmezmiş, bizlerde elimizde olan birçok şeyin değerini kaybettikten sonra anladığımız gibi yeni evler inşa ederken eskiden kullandığımız evlerin şeklini, yapısını özelliklerini hiç göz önünde bulundurmadan, özelliklerini bilmeden farklı şekillerde yapıyoruz. Yüzyıllar boyu insanlar her şeyde olduğu gibi evlerini tecrübe ve kullanılışlığa göre yaparak geliştirmişler ve bugünkü şekillerini vermişler.

Şimdilerde insanlar nasıl organik ürünler vs gibi her şeylerin aslına, katkısızına, doğalına dönüşün içerisindeyseler, binalar konusunda da önümüzdeki yıllarda eski evlerden eser kalmayınca -ki bu çok yakın gibi görünüyor- bu evlerin değerini anlayarak eskiyi arayışa başlayacaklar. 

Gelin hep beraber köydeki evlerin dikkat çekmeyen özelliklerinden birkaçına bir bakalım. Evlerin bir çoğu birbirinin aynıdır, neredeyse birbirinin kopyası gibidir. Birkaç tane iki katlı ev bulunmakla birlikte çoğu “Kıble evi” dediğimiz evlerden oluşur. Ev düzeni olarak köyde 6/7 çeşit ev olduğunu fakat bunların çoğunun temelde kıble evi diye adlandırılması, evin ön yüzünün kıbleye bakması sebebiyledir. Bunun en önemli sebebi ise kuzey rüzgarlarına karşı binanın sırtının dönük olmasıdır.

Bir de avluda eskiden evden ayrı olarak “Haçeş” (Haçe, bildiğiniz gibi Çerkezcede misafir demektir. Haçeş de misafirin kaldığı yer demek olarak nitelendirielebilir.) denen bölümler olur, buralar genelde  eve gelen misafirlerin ağırlanması için kullanılırdı. Peki neden böyle bir şeye gerek duyulmuştu, evde yer mi yoktu da şimdilerin duş teknelerini andıran hamam bölümünün de içinde bulunduğu,  evden ayrı bir yerde bir göz odaya gerek duyuldu? Bunun sebebini kısaca şöyle izah edebiliriz; Ev sakinleri sabah erken kalkar,  kahvaltı hazırlığı, çocuk gürültüsü, günlük işler gibi şeylerle uğraşırlarken, misafirin tüm bu olumsuzluklardan, etkilenmeden dinlenmesinin sağlanmasıydı. 

Dikkatinizi çekmiştir. Köydeki evlerin neredeyse tamamında misafir odaları, eve yüzünüzü  döndüğünüzde sağ karşı köşededir. Ortada oturma odası, sağ önde küçük oda, sol tarafta da mutfak, fırın yani hakû bulunur. Bu yerleşim  şeklinin neden böyle olduğunu hiç düşündünüz mü?

Yüksek sesle beraber bir düşünelim. Mutfak, misafir odasına en uzak pozisyondadır. Genelde rüzgarın kuzeyden geldiğini varsayarsak, mutfaktaki kokuların misafir odasına doğru gitmesi engellenmiş olur, yani başta misafir odasında olanlar olmak üzere tüm evde bulunanlar mutfakta çıkabilecek seslerden en az şekilde etkilenirler. Ayrıca her odada el, yüz yıkamak için bir yer bulunur, yanında da bir kubğân (İbrik) dururdu. Bu da temizliğe ne kadar önem verildiğinin bir göstergesi sayılabilir. 

Evlerde bulunan şimdiki adıyla şöminelerde iste et, peynir kurutulur, şimdi buzdolaplarında saklamaya çalıştığımız fakat kısa sürede bozulan bazı yiyecekler, mutfağın arkasında bulunan küçük bir kapısının ve penceresinin bulunduğu, güneş ışığının girmediği kilerde çok daha uzun süreler saklanırdı. Aramızdan hatırlayanlar olacaktır. Evin içinde eğilinerek geçilen küçük bir kapı olur oradan mutfağa ve kilere ulaşılırdı. 

Ön tarafta, çeope, (hayat-hol) denen önü açık bölüm olur odadan odaya buraya çıkılarak geçilirdi. Yani bir odadan bir odaya geçmek için açık havaya çıkmanız gerekirdi. –Bilim insanları yarın öbür gün, gün içerisinde insanın dışarıdaki havayla zaman zaman temas etmesi çok faydalıdır derlerse hiç şaşırmayın- Buralar da pedavra denen tahtalar ile yarıya kadar kapatılmış durumdaydı, ama şimdi çoğu kişi pedavraları kaldırıp duvar ile kapatarak çeope yı evin içine dahil etmişlerdir. Daha sonra da ayakkabıların çıkarıldığı, çıkma denen bir bölüm daha ilave ederek evler şimdiki halini almıştır. Sıfırdan yeni yapılan evler ise tamamen farklı inşa edilmekte.

Evlerin bahçelerine bakıldığında meyve ağaçlarını görürüz. İlk göze çarpanlar, evin hemen önünde üzüm asması, dut, erik, incir, muşmula, ayva, elma, ceviz, bardacık eriği, nar gibi meyve ağaçlarından bir veya birkaçı mutlaka yer alır, çoluk çocuğun mevsiminde meyve yemesi sağlanırdı.

Avluda, harmanda alınan mahsülün depolandığı, rutubetten korumak için toprağa temas etmeyecek şekilde taşların üzerine oturtularak inşa edilmiş hambar da bulunur, içindeki bölmelerde buğday, arpa, yulaf gibi tahıllar depolanırdı.  

Bu yazı ile sadece dikkatinizi kaybettiğimiz şeylerden birine çekmek istedim… 

 

Saygılarımla,

Nurettin Akçal

 

 

 

 


Kısa Haber Başlıkarı

 

 

Köyden Haberler Güncel

Köy Gazetesi

Köyün Krokisi

Köy Dergisi

Kavusma Günü

Köydeki Etkinlikler

Köyün Destanı

Uzaydan Köyümüze

Demirci Tube Yeni

Köyün Tanıtım Filmi

Asağıdemirci Neresi ?

Köy Soyadları

Köy Büyüklerimiz

 

Site Yönetim Kurulu ***

Hasan Amca'nın Günlüğü

Köse Yazıları

Tel. Rehberi

Forum & Z.Defteri

Çerkes Adil Paşa

Çerkesler Kimdir ?

Nerde Yasarlar ?

Çerkes Mutfağı

Çerkes Kıyafetlerı

Çerkes Çalgıları

Balkan Türkleri Kimdir ?

Nerde Yasarlar ?

Ne Yerler ?

Milli Kıyafetlerı



 

 

 

 

Anasayfa | Forum | Chat | Iletisim | Üye Ol

Created by
Yusuf Serkan Tanrikulu