|
Sözün kısası: Her
şey olmaya hazırız, yeter ki TÜRK olmayalım!
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'na göre, Türkiye Cumhuriyeti'ne
vatandaşlık bağıyla bağlı olan kişilere Türk
denir. Türk kimliği taşıyor ve yurtdışına çıkarken de Türk pasaportu
kullanıyoruz. Bununla da öğünüyoruz. Çünkü bu devletin kuruluşunda
atalarımız ön saflarda çarpıştılar. Bizler de gerektiğinde savunmasında
geri durmayacağız.
Ama ayrıntıya
geçtiğimizde kökenimizi belirtirken Çerkez, Kürt, Laz, Pomak vs. olduğumuzu
söyleyebiliriz. Her etnik kökenlilerin gelenek ve görenekleriyle(iyi
taraflarıyla) öğünme hakkı vardır. Aklıma bir fıkra geldi: Adama sormuşlar.
Nerelisin? Kimsin? O da: -
Karadenizliyim, Lazım. Ama tedavi oluyorum, demiş.
Alman, ben
Almanyalıyım; Fransız, ben Fransalıyım; İspanyol, ben İspanyalıyım mı,
diyor? Durun hele, şu Dünya
Birleşik Devletleri bile henüz kurulmadı! Tek dünya devleti
ütopyasına hele daha çok var.
Sözün kısası ait olduğumuz toplum kimliğini reddediyoruz.Sanki
gökten zembille düştük. Leylek getirdi. Fransız’ın dediği bibi,
lahana içinden mi çıktık ne!
Ne idüğü belirsiz, kompleksli
bir millet olduk, vesselâm!
Yakın tarihimizle yüzleşmek:
Kuruluşu bir buçuk asır bile olmamış
köyümüz, Kafkasya’dan gelen Çerkezler ve daha sonra da Balkanlardan
gelen Evlâd-ı Fatihanlardan
oluşuyor. Birinci Dünya savaşı ve ardından verilen Kurtuluş mücadelesinde
rolümüz ne olmuş; bilmek, irdelemek ve yüzleşmek gerekiyor, diye
düşünüyorum.
Çoğumuzun tam
bilmediği ve genç kuşaklarımızın kafasında, bazen soru işaretleri uyandığı
bir gerçek. Bunu önümüzdeki sohbetlerimizde, bölümler halinde işlemek
istiyorum.
Bir
okuma önerisi:
Şu sıralar okuduğum Tebyînü’l-
Kuran, İşte Kuran çok hoşuma gitti. Sizlerle paylaşmak istiyor ve herkese
öneriyorum. Yeni çıktı. Hatta basımı devam ediyor. Şimdilik 4 cildi
tamamlandı. Peyderpey basımı yapılacak. Daha önce okuduğum Elmalılı Hamdi
YAZIR, Süleyman ATEŞ ve Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün
meâl ve tefsirlerini süzgeçten geçirip bazı
konular için başvuru not defteri yapmıştım. Ama bu gerçekten çok iyi
hazırlanmış. Nüzul sırasına göre. Zaten Kuran’ı anlamak için
böylesini okumak lâzım. Yani ayetlerin iniş sırasına göre. Olayların
gelişimi ve ayetlerin gerektikçe inişiyle silsileyi takip edebiliyorsunuz.
Kuran da, okuyup anlayalım diye indiğine göre -ki birkaç yerinde
belirtiliyor-, ama maalesef çok kişi anlamını bilmeden okumakta. Çok yazık!
Yazarı Hakkı YILMAZ,
telif ücreti almıyor. Bu nedenle kâr amacı güdülmediğinden, okuyucuya da
ucuza ulaştırılıyor. Arapçaya çok hâkim ve dilbilgisini çok iyi
bildiğinden, daha önce yapılan tefsirlerdeki yanlışları da ortaya koyuyor.
Ayrıca, Tefsir denilmemesini istiyor ve nedenini de çok güzel açıklıyor.
Yani Kuran’ın tefsiri olmazmış!?
İnanıyorum ki,
okuyup anlayacak ve din adına yapılan yanlışları göreceksiniz.
İşaret Yayınları.
Ankara Cad.
107/63
34410 Cağaloğlu – İSTANBUL
Tel: (0212)519 17 28
- (0212) 528 30 61
Muzaffer
TANRIKULU
|